Askerî vesayetin gölgesinde, ilk iki meclisli Türkiye’de kırılgan bir sivil düzen.
1961 Anayasası, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu olarak iki kanatlı hâle getirmiştir. Senato; seçilmiş 150 üyeden, Cumhurbaşkanı’nın altı yıllığına atadığı 15 kontenjan senatöründen ve Milli Birlik Komitesi üyelerinden oluşan tabii senatörlerden meydana gelir. Seçimlerde Senato’da AP 71, CHP 36, YTP 27 ve CKMP 16 sandalye kazanmıştır. AP ve YTP, kapatılan Demokrat Parti’nin mirasçısı sayılmaktadır; ordu ve bürokrasi bu mirasa güvenmemektedir. Cumhurbaşkanlığı’nda emekli general Cemal Gürsel, Genelkurmay Başkanlığı’nda Cevdet Sunay bulunmaktadır. Yassıada yargılamaları sona ermiş, idamlar infaz edilmiş, eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar ömür boyu hapse çevrilen cezasını Kayseri’de çekmektedir. Harp Okulu’nda Ankara’ya yakın subaylar, seçim sonucundan ve olası bir koalisyondan rahatsızdır. Ekonomi planlı kalkınma, tarım ve bütçe tartışmaları arasında dengelenmeye çalışılmakta; Zonguldak’ta işçi hareketliliği, üniversitelerde gençlik ve basında keskin ayrışmalar sürmektedir. Doğu ve Güneydoğu’da aşiret ve ağa ağları, Ege’de üretici örgütleri yerel siyasetin belirleyicisidir. Haber ve emir akışı telefon, telgraf, radyo ve gazete ile sınırlıdır.
1 Kasım 1961 sabahı, 27 Mayıs müdahalesinden sonra yapılan ilk genel seçimlerin ardından parlamento Ankara’da toplanmıştır. Hiçbir parti tek başına çoğunluğu sağlayamamış, hükümet henüz kurulmamış, ordu ise koalisyon konusunda baskı kurmaktadır. Yeni Anayasa’nın yarattığı Cumhuriyet Senatosu ile Millet Meclisi arasındaki ilişki, Demokrat Parti mirası, Yassıada’nın açtığı yara ve af tartışması dengeleri belirleyecektir. Sonuç açıktır: sivil siyaset ayakta kalabilir ya da yeniden vesayet altına girebilir.
1) Hiçbir yasa Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu’nun ikisinden de geçmeden yürürlüğe giremez; reddedilen ya da değiştirilen metin Yasama Sürtünmesi’ni artırır. 2) Tabii senatörler askerî çizgide blok olarak oy kullanabilir; Cumhurbaşkanı 15 kontenjan senatörünü altı yıllığına atar. 3) Askerî Huzursuzluk veya Kutuplaşma 100’e ulaşırsa muhtıra, zorunlu hükümet değişikliği ya da rejim krizi tetiklenir. 4) Demokrat Parti mirasına yönelik af ve iade girişimleri Af Gerilimi ile Askerî Huzursuzluğu birlikte yükseltir. 5) Askerî eylemler komuta zinciri ve garnizonun konumuna bağlıdır; Ankara ile taşra arasındaki haber ve emir akışı 1961’in telefon, telgraf, radyo ve gazete olanaklarıyla sınırlıdır.