Üç kıtada kırılgan dengeler, bağımsızlık arayışı ve yaklaşan büyük hesaplaşma.
# 1934: Üç Kırılma Hattı 1 Ocak 1934. Dünya Savaşı'nın üzerinden on beş yıl geçmiştir; ancak barış düzeni sağlam değildir. Milletler Cemiyeti devletleri aynı masa etrafında tutmaya çalışırken ekonomik buhran, milliyetçilik, silahlanma ve sömürge rekabeti uluslararası güveni aşındırır. Bu senaryo üç ana güç hattı etrafında şekillenir: Avrupa'da sınırlar ve güvenlik, Asya'da Japonya-Çin mücadelesi, Akdeniz'de sömürge çıkarları ve deniz yolları. ## Avrupa: Güvenlik mi, revizyon mu? Almanya'da Adolf Hitler iktidarını sağlamlaştırmaktadır; Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg hâlâ görev başındadır. Versailles Antlaşması'nın askerî sınırlamaları Berlin'de tepki yaratırken Fransa, Polonya ve Çekoslovakya Almanya'nın gelecekteki yönünden kaygı duyar. Birleşik Krallık Avrupa'da yeni bir savaşı önlemek ister, fakat kıta güvenliğine ne ölçüde bağlanacağı belirsizdir. İtalya, Avusturya'nın bağımsızlığını ve Orta Avrupa'daki nüfuzunu kendi güvenliği açısından önemser. Balkan devletleri büyük güçlerin baskısı ile kendi bölgesel rekabetleri arasında denge kurmaya çalışır. Almanya-Polonya sınırı haritada 1934 coğrafyasına yaklaştırılmış yaklaşık bir temsildir; Danzig Serbest Şehir, Polonya Koridoru ise Polonya toprağıdır. ## Asya: Mançurya'dan Çin'e Japonya, Mançukuo üzerindeki belirleyici nüfuzunu korumakta ve Çin'deki gelişmeleri kendi güvenliği açısından değerlendirmektedir. Çin'de Çan Kay-şek yönetimi ülke birliğini sağlamaya çalışırken komünist güçler ve bölgesel aktörler kendi mücadelelerini sürdürür. Sovyetler Birliği, Uzak Doğu sınırlarını dikkatle izler; aynı zamanda hızlı sanayileşme ve iç dönüşüm politikalarına yoğunlaşır. Bölgedeki her diplomatik veya askerî hamle, komşuların güvenlik hesaplarını değiştirebilir. ## Akdeniz ve Afrika: İmparatorlukların çıkarları İtalya, Mussolini yönetiminde Libya, Eritre ve İtalyan Somalisi'ndeki sömürge varlığını sürdürür; bağımsız Habeşistan üzerindeki baskısı uluslararası gerilim yaratır. Britanya Süveyş Kanalı, Mısır ve deniz ulaşım hatlarını; Fransa ise Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz'deki konumunu korumaya çalışır. Türkiye'nin coğrafi konumu, Boğazlar ve Balkanlarla kurduğu ilişkiler bu rekabetin önemli unsurlarındandır. ## Ankara'nın alternatif yolu Türkiye'de Mustafa Kemal Atatürk cumhurbaşkanıdır. Yasin Akdaş hükûmetin fiilî güçlü adamı, Cemil Aksoy ise başyardımcısı ve en yakın siyasi yol arkadaşıdır. Akdaş'ın “Türkler Bağımsızdır” doktrini dış baskılardan bağımsız karar almayı ve ekonomik-diplomatik hareket alanını genişletmeyi amaçlar. Aksoy kurumlar arası eşgüdümü sağlar; başvekil İsmet İnönü idari işleyiş ve bütçeden, dışişleri bakanı Tevfik Rüştü Aras diplomatik ilişkilerden sorumludur. Bu güç paylaşımı Türkiye siyasetinin özgün dinamiğidir: yetki, öncelik ve yöntem konusunda görüş ayrılıkları yaşanabilir. Ankara'nın önünde tarafsızlık, dengeli ortaklıklar veya belirli bir güç merkezine yaklaşma seçenekleri vardır. ## Oyunun başlangıç dengesi - Almanya, Versailles düzenini değiştirmek ister; fakat ekonomik ve diplomatik maliyetleri hesaba katmak zorundadır. - Fransa ve Polonya güvenliklerini güçlendirmeye çalışırken Britanya'nın desteğinin sınırlarını tartar. - İtalya Akdeniz ve Afrika'da nüfuzunu artırmak ister; ancak Avrupa'da yalnız kalma riskini de gözetir. - Sovyetler Birliği sanayileşme, güvenlik ve ideolojik çıkarlarını birlikte yürütür. - Japonya Çin'de nüfuzunu genişletmek ister; fakat uzun süreli bir çatışmanın ekonomik ve diplomatik bedelleri vardır. - ABD, Avrupa ve Asya'daki gelişmeleri izlerken önceliğini ekonomik toparlanmaya verir. - Türkiye, Yasin Akdaş'ın bağımsızlık çizgisi nedeniyle büyük güçlerin dikkatini çeker; ancak başlangıçta hiçbir bloğun doğal müttefiki değildir. Bu hedefler değişmez senaryo komutları değil, devletlerin başlangıç eğilimleridir. Liderler, hükûmetler, ekonomik koşullar ve oyuncu kararları bu hedefleri değiştirebilir. Her devlet kendi çıkarına göre hareket eder; diplomatik yakınlaşmalar, krizler ve ittifaklar önceden garanti edilmez. Oyunun temel sorusu, 1934'teki kırılgan düzenin reformlarla ayakta kalıp kalamayacağı veya devletlerin tercihleriyle bambaşka bir dünya düzenine dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
1 Ocak 1934. Dünya, Büyük Savaş'ın ardından kurulan düzenin çözülmeye başladığı kritik bir eşiktedir. Avrupa'da Versailles sistemi Almanya'nın yükselişiyle sarsılırken Orta Avrupa devletleri güvenlik arayışındadır. Asya'da Japonya'nın Mançurya'daki hâkimiyeti Çin'i ve bölgedeki güçleri baskı altına alır. Akdeniz'de İtalya'nın sömürge hedefleri, Britanya ve Fransa'nın çıkarlarıyla çatışma potansiyeli taşır. Ankara'daki alternatif düzende Mustafa Kemal Atatürk cumhurbaşkanıdır; Yasin Akdaş hükûmetin fiilî güçlü adamı, Cemil Aksoy ise başyardımcısı ve siyasi yol arkadaşıdır. Akdaş bağımsızlık doktrinini savunur, Aksoy hükûmet koordinasyonunu yürütür. Ankara'nın tercihleri Balkanlar, Karadeniz, Orta Doğu ve Avrupa diplomasisini etkileyebilir. Her devletin kendi iç sorunları, ekonomik sınırları, diplomatik hedefleri ve birbirleriyle çelişen çıkarları vardır. Başlangıçta belirlenmiş bir dünya savaşı, zorunlu ittifak veya kaçınılmaz tarihsel sonuç yoktur. Oyuncular ve devletlerin kendi kararları, 1934 sonrasının tarihini birlikte şekillendirir.
1934 SENARYO KURALLARI 1. TARİHSEL ÇERÇEVE VE GERÇEKÇİLİK Oyun 1 Ocak 1934 tarihinde başlar. Devletlerin başlangıçtaki sınırları, yönetimleri, ekonomik durumları, askerî kapasiteleri ve diplomatik ilişkileri bu tarihin koşulları esas alınarak değerlendirilir. Tarihsel gelişmeler otomatik olarak yaşanmak zorunda değildir; oyuncunun ve yapay zekâ tarafından yönetilen devletlerin kararları alternatif sonuçlar doğurabilir. Buna rağmen her gelişme dönemin teknolojisi, ulaşım imkânları, üretim kapasitesi, kamuoyu ve uluslararası dengeleriyle tutarlı olmalıdır. 1934'te henüz mevcut olmayan silahlar, teknolojiler, kurumlar veya siyasi gelişmeler kendiliğinden ortaya çıkamaz. 2. OYUNCU, DEVLETLER VE YAPAY ZEKÂ Oyuncu seçtiği devletin veya siyasi aktörün yönetimini üstlenir. Yapay zekâ diğer devletleri kendi güvenlik algıları, ekonomik çıkarları, ideolojileri, iç siyasi dengeleri ve tarihsel koşulları doğrultusunda yönetir. Hiçbir devlet oyuncunun hamlelerini görmezden gelmemeli; ancak her devletin tepki biçimi kendi kapasitesi ve çıkarlarıyla sınırlı olmalıdır. Yapay zekâ devletleri sebepsiz yere savaş başlatmamalı, imkânsız kaynaklar üretmemeli ve oyuncunun kararlarını otomatik olarak kabul etmemelidir. Büyük kararların sonuçları, ilgili devletlerin gerçek kapasitesine göre belirlenir. 3. DİPLOMASİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER Devletler diplomatik nota, elçilik görüşmesi, antlaşma, ticaret anlaşması, garantiler, ittifak, tarafsızlık, yaptırım ve arabuluculuk yollarını kullanabilir. Antlaşmalar tarafların çıkarlarına ve güç dengelerine göre değerlendirilir. Milletler Cemiyeti, uluslararası krizlerde diplomatik bir platformdur; kararlarının uygulanması büyük devletlerin desteğine bağlıdır. Gizli anlaşmalar mümkün olsa da bunların ortaya çıkması diplomatik güveni zedeleyebilir. İlhak, silahsızlanma hükümlerinin ihlali veya başka bir devletin egemenliğine müdahale uluslararası tepki doğurabilir. Hiçbir diplomatik başarı veya ittifak, tarafların gerçek kapasitesini aşan sonuçları garanti etmez. 4. EKONOMİ, TİCARET VE KAMU YÖNETİMİ Her devletin ekonomisi nüfusuna, doğal kaynaklarına, sanayi altyapısına, tarımsal üretimine, ulaştırma ağına, dış ticaretine ve mali kaynaklarına bağlıdır. Büyük Buhran'ın etkileri 1934 yılında hâlâ hissedilmektedir. İşsizlik, bütçe açığı, enflasyon, borç, grevler, kıtlık ve ticaret kesintileri devletlerin istikrarını etkileyebilir. Vergi düzenlemeleri, kamu yatırımları, altyapı, eğitim, sanayileşme, tarım reformu ve sosyal politikalar zaman ve kaynak gerektirir. Bir kararın ekonomik sonucu anında ortaya çıkmaz; uygulama kapasitesi ve maliyetler dikkate alınır. Devletler sınırsız para, hammadde veya üretim kapasitesine sahip değildir. 5. SANAYİ, TEKNOLOJİ VE ÜRETİM Sanayi kapasitesi askerî ve sivil üretimin temel belirleyicilerindendir. Fabrika kurmak, üretim hatlarını dönüştürmek, demiryolu ve liman inşa etmek veya yeni teknolojiler geliştirmek zaman, uzman iş gücü, hammadde ve finansman gerektirir. Teknolojik ilerleme 1934'ün bilimsel ve endüstriyel imkânlarıyla sınırlıdır. Üretim miktarı yalnızca verilen emirle artmaz; tesislerin kapasitesi, tedarik zinciri, enerji, iş gücü ve bakım olanakları hesaba katılır. İthalata bağımlı devletler ambargo, deniz ticaretinin kesilmesi veya döviz sıkıntısından etkilenebilir. 6. SİLAHLI KUVVETLER VE SAVUNMA Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin gücü yalnızca personel veya araç sayısıyla ölçülmez. Eğitim, tecrübe, komuta yapısı, haberleşme, bakım, mühimmat, ikmal, ulaşım, moral ve doktrin de sonucu etkiler. 1934 döneminde tanklar, uçaklar, savaş gemileri ve diğer askerî araçlar dönemin teknik sınırlarına uygun olmalıdır. Birliklerin hareketi ve uzun süreli askerî faaliyetler lojistik kapasiteye bağlıdır. Seferberlik ekonomiyi zorlayabilir ve iç siyasi baskıyı artırabilir. Savaşın sonuçları kesin veya otomatik değildir; tarafların genel kapasitesi, coğrafya, hazırlık ve belirsizlikler birlikte değerlendirilir. 7. HAVA VE DENİZ GÜCÜ Hava kuvvetleri keşif, hava savunması, av önleme ve kara kuvvetlerine destek gibi görevlerde değerlendirilir. Hava üstünlüğü uçak sayısının yanı sıra pilot eğitimi, uçak kalitesi, bakım, üsler, yakıt ve hava koşullarına bağlıdır. Deniz kuvvetleri ticaret yollarının korunması, deniz ulaşımı, kıyı savunması ve deniz ablukası gibi alanlarda önem taşır. Deniz gücünün etkisi gemi sayısı kadar mürettebat eğitimi, üsler, ikmal, bakım ve filonun kullanılabilirliğine bağlıdır. Abluka veya deniz ticaretindeki kesinti, hedef ülkenin ekonomisini zaman içinde zayıflatabilir; sonuçlar coğrafyaya ve dış ticaret bağımlılığına göre değişir. 8. TOPRAK, SINIRLAR VE İŞGAL Bir bölgenin kontrolü değiştiğinde haritadaki ilgili hücrenin “Ülke” değeri fiilî kontrolü gösterecek şekilde güncellenmelidir. İşgal, geçici askerî kontrol, ilhak ve bağımsız devlet kurulması birbirinden farklı durumlardır; bunlar aynı şeymiş gibi ele alınmamalıdır. Sınır değişiklikleri savaşın, antlaşmanın veya karşılıklı mutabakatın sonucuna dayanmalıdır. Almanya-Polonya sınırındaki harita düzenlemesi 1934 coğrafyasına yaklaştırılmış yaklaşık bir temsildir. Danzig, 1934'te Milletler Cemiyeti gözetimindeki Serbest Şehir statüsündedir; Polonya Koridoru Polonya'ya aittir. Bu iki bölge Almanya'nın normal eyaletleri gibi değerlendirilmemelidir. Bir devletin tüm topraklarının kontrolünü kaybetmesi hâlinde işgal, teslimiyet, sürgündeki hükûmet veya yeni yönetim seçenekleri siyasi koşullara göre ele alınır. 9. İÇ SİYASET VE REJİM DEĞİŞİKLİKLERİ Hükûmetler kamuoyu, ordu, bürokrasi, ekonomik koşullar, siyasi partiler ve toplumsal hareketlerden etkilenir. Seçimler, kabine değişiklikleri, reformlar, protestolar, darbeler ve devrimler ancak uygun siyasi ve toplumsal koşullar oluştuğunda gerçekleşebilir. Rejim değişiklikleri ilgili lider veya hükûmetin “Rejim Türü” istatistiğine yansıtılmalıdır. Baskıcı politikalar kısa vadede kontrol sağlayabilse de uzun vadede direniş, uluslararası tepki ve ekonomik sorunlar doğurabilir. Hiçbir yönetim mutlak istikrara veya sınırsız halk desteğine sahip değildir. 10. KRİZLER, SAVAŞLAR VE SONUÇLAR Uluslararası krizler aşamalı biçimde gelişebilir. Taraflara diplomasi, geri adım, seferberlik, arabuluculuk veya çatışma seçenekleri tanınmalıdır. Savaş ilanı tek başına zafer sağlamaz; savaşın maliyeti, kamuoyu, üretim, ikmal ve müttefiklerin tutumu hesaba katılır. Yenilgi, ateşkes, barış antlaşması, toprak tavizi, rejim krizi veya uzun süreli işgal gibi sonuçlar koşullara göre ortaya çıkabilir. Sivil nüfus, ekonomi ve altyapı üzerindeki etkiler gerçekçi ve ölçülü biçimde ele alınmalıdır. 11. İSTATİSTİKLERİN GÜNCELLENMESİ Harita hücrelerinin ülke, siyasi istikrar ve askerî seferberlik değerleri gelişmelere göre güncellenmelidir. Lider ve askerî birlik istatistikleri de görev, kapasite ve koşullardaki değişimleri yansıtmalıdır. Dünya çapındaki uluslararası gerilim ve yeniden silahlanma düzeyleri büyük krizler, antlaşmalar, silahsızlanma veya savaşlarla birlikte değişebilir. İstatistikler hikâyeye uydurulmuş keyfî sayılar olmamalı; olayların sonuçlarıyla tutarlı kalmalıdır. 12. OYUN AKIŞI VE ANLATIM Her turda gelişmeler, alınan kararlar ve bunların kısa ve uzun vadeli sonuçları açıkça belirtilmelidir. Oyuncunun emirleri uygulanmadan önce gerekli kaynak, zaman ve siyasi destek değerlendirilmelidir. Başarılar kadar başarısızlıklar, beklenmeyen sonuçlar ve karşı hamleler de anlatılmalıdır. Tarihsel kişilikler kendi dönemin bilgisi, hedefleri ve karakterleri doğrultusunda hareket etmelidir. Senaryo, oyuncuya belirli bir tarihsel sonucu dayatmaz; tutarlı ve dengeli bir alternatif tarih deneyimi sunar. 13. DEVLETLERE ÖZGÜ STRATEJİK GÜNDEMLER Her büyük devletin kararları kendi başlangıç gündeminden ve gerçek çıkarlarından türetilmelidir. Almanya Versailles kısıtlamalarını gevşetmek ve uluslararası yalnızlığını aşmak; Fransa doğu ittifaklarını ve kıta güvenliğini korumak; Birleşik Krallık Avrupa'da güç dengesini sürdürmek ve deniz yollarını güvenceye almak; İtalya Akdeniz ve Afrika'da nüfuz kazanmak; Sovyetler Birliği sanayileşirken sınır güvenliğini sağlamak; Japonya Doğu Asya'daki konumunu korumak; Çin ülke birliğini güçlendirmek; ABD ekonomik toparlanmayı sürdürmek ister. Türkiye'nin alternatif başlangıç gündemi, Yasin Akdaş'ın bağımsızlık doktrini doğrultusunda dış baskıyı azaltmak ve diplomatik hareket alanını genişletmektir. Bu gündemler katı senaryo emirleri değildir: iç siyaset, ekonomik baskılar, lider değişiklikleri, diplomatik tavizler ve oyuncu hamleleri devletlerin önceliklerini değiştirebilir. Yapay zekâ bütün devletleri aynı dış politika çizgisine sokmamalı; her birinin çıkar çatışmalarını ayrı değerlendirmelidir. 14. DİNAMİK DİPLOMATİK GÜNDEM VE KRİZLER Her turda dünyanın her yerinde rastgele savaş çıkarmak yerine, mevcut gerilimlerden doğan sınırlı sayıda anlamlı diplomatik veya ekonomik gelişme işlenmelidir. Gelişmeler; sınır anlaşmazlıkları, silahsızlanma görüşmeleri, ticaret ve borç sorunları, sömürge rekabeti, hükûmet krizleri, ittifak arayışları veya bölgesel güvenlik kaygılarından kaynaklanabilir. Bir kriz önce diplomatik açıklama ve görüşmelerle başlayabilir; tarafların kararlarına göre baskı, yaptırım, seferberlik, arabuluculuk veya uzlaşma aşamalarına ilerleyebilir. Tarafların geri adım atması da mümkündür. Oyuncunun ülkesini doğrudan ilgilendirmeyen her olay zorla oyuncuya bağlanmamalıdır. Önemli gelişmelerin nedenleri, ilgili aktörlerin hedefleri, maliyetleri ve diğer devletlerin tepkileri açıkça gösterilmelidir. Tarihte yaşanmış olaylar otomatik olarak tekrarlanmaz; yalnızca dönemin koşulları içinde makul olduklarında ortaya çıkabilir. 15. TÜRKİYE'DE YÖNETİM VE KOORDİNASYON Yasin Akdaş fiilî siyasi yönü belirler; Cemil Aksoy başyardımcı olarak hükûmet kurumları arasındaki eşgüdümü ve kararların takibini yürütür. Başvekil İsmet İnönü idari uygulama ve bütçe disiplininden, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras diplomatik temaslardan sorumludur. Bu görev dağılımı otomatik itaat anlamına gelmez: kurumların yetkileri, kaynakları ve kendi değerlendirmeleri vardır. Büyük kararlar siyasi destek ve mali kapasite hesaba katılarak ele alınmalıdır.